Söz vermiştim kendi kendime: Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da, bir hırstan başka ne idi? Burada, namuslu insanların arasında sakin, ölümü bekleyecektim; hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem, kağıt aldım. Oturdum. Adanın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkarttım. Kalemi yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmazsam deli olacaktım.
Sait Faik Abasıyanık
Ben Bazen Her Şeyi Çok Biliyorum.: “ İşte bu yüzden ağaç senin gözünü kamaştırıyor, seni şaşırtıyor, ya...
3“ İşte bu yüzden ağaç senin gözünü kamaştırıyor, seni şaşırtıyor, ya da dinlendiriyor; ağaç kabuğunun ve dalların, yaprakların bu kuşku götürmez, kuşkulanılmaz gerçekliği yüzünden. Hiçbir zaman bir köpekle birlikte dolaşmaman da bu yüzden belki, çünkü köpek sana bakar, yalvarır, seninle…
Nisan…
‘İmkansız şey şiir yazmak aşıksan eğer / Ve yazmamak, aylardan nisansa.’ demiş Orhan Veli… Bir Nisan, şiirsiz geçip gitti…
"En zalim aydır Nisan, çıkartır
Leylakları ölü topraktan, karar
Bellekle arzuyu, karıştırır
Kasvetli kökleri bahar yağmuruyla."
Çorak Ülke- T.S. Eliot
kurk paltolu bedevi: böyle adamların hatrına...
34“Nişanlımın doğum günü yaklaşıyor. 3 haftadır simit yiyorum Ahmet. Minibüs yerine otobüse biniyorum, bazen de yürüyorum. Bayağı para biriktirdim. Sezai Karakoç seviyo. Bir kaç kitap alayım diyorum, pembeyi çok seviyo pembe bir eşarp. Sonra bir de geçen bi vitrine takılmıştı gözü, o an var ya ne…
” Yavaş yavaş ölürler, seyahat etmeyenler, … okumayanlar, müzik dinlemeyenler, vicdanlarında hoş görmeyi barındırmayanlar. Yavaş yavaş ölürler, … hiçbir zaman yardım istemeyenler. … her gün aynı yolları yürüyenler, ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler, … ihtiraslardan ve verdikleri heyecanlardan kaçınanlar, hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına çıkmamış olanlar. Yavaş yavaş ölürler. … Kendini yavaş ölüme teslim etme ! Mutluluktan kaçınma ! ”
P. Neruda
"Edebiyatçının eseri kalır, okuyucu ise ölür… Okudukça zevkleriniz incelir, daha tuhaf, daha rafine kitaplara, yazarlara el atmaya başlarsınız, bu meşgale sırasında muhtemelen hayat gailesi bakımından dibe doğru kaymaktasınızdır… Okuduklarınızı, müstesna olduğunu düşündüğünüz satırları birilerine anlatmak istersiniz, zira şahsa mahsusun hazzı kısa sürer, ömrü uzun olan paylaşmaktır… Fakat ortalığı her zamanki gibi kaba saba kelimeler, düşük cümleler işgal etmiştir, o gürültüde kimse sizi duymaz…Okumak hem bir hayat başarısızlığının, ki unutmayın okumak mağlupların işidir, hem de derin bir yalnızlık hissinin sebebi olup çıkmıştır… Okuduğunuz onca kitabı, hayatınızı yatırdığınız o zorlu ve hassas meşgaleyi mezara götüreceğinizden korkmaya başlarsınız… Ve siz de bilirsiniz ki yalnız ölmek zordur, arkanızda mutlaka birkaç müttefik, birkaç şahit bırakmak istersiniz …"
Hayatta başarılı olmanın iki yolu olduğu söyleniyor. 1] Şanslı olmak. 2] Hile yapmak. Bense dayanıklı olmayı tercih ederim. Çünkü dayanıklılık kadar kışkırtıcı hiçbir şey yoktur. Bu yüzden, şu “Intolerance Attention Deficit Hyper Disorder” dedikleri hastalığa yakalanmayı istemişimdir hep. Ne yazık ki bu hastalığa sonradan yakanılmıyor, bu hastalıkla doğuluyor, o da 10 milyonda 1! Hastamız hiçbir acıyı hissetmiyor. Parmakları kesilse, bacakları kırılsa, kolları yansa, kafası yarılsa, kaşı açılsa… Vız gelip tırıs gidiyor!
Murat Menteş, Dublörün Dilemması
"Çok saçmaladım, bağışla.
İnsanın kalbi darmadağın olunca, kafası da karışıyor.
Mümkünse söylediklerimi unuturken beni aklından çıkarma."
Murat Menteş (via dansedenkelebek)
(Source: dayanamam)
“Dünyada bir tek insana inanmıştım. O kadar inanmıştım ki, bunda aldanmış olmak, bende artık inanmak kudreti bırakmamıştı. Ona kızgın değildim. Ona kızmama, darılmama, onun aleyhinde düşünmeme imkân olmadığını hissediyordum. Ama bir kere kırılmıştım. Hayatta en güvendiğim insana duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı; çünkü o benim için bütün insanlığın timsaliydi. Sonra, aradan seneler geçtiği halde, nasıl hâlâ ona bağlı olduğumu gördükçe, ruhumda daha büyük bir infial duyuyordum.”
Kürk Mantolu Madonna’dan…


![ekmekarasi:
Hayatta başarılı olmanın iki yolu olduğu söyleniyor. 1] Şanslı olmak. 2] Hile yapmak. Bense dayanıklı olmayı tercih ederim. Çünkü dayanıklılık kadar kışkırtıcı hiçbir şey yoktur. Bu yüzden, şu “Intolerance Attention Deficit Hyper Disorder” dedikleri hastalığa yakalanmayı istemişimdir hep. Ne yazık ki bu hastalığa sonradan yakanılmıyor, bu hastalıkla doğuluyor, o da 10 milyonda 1! Hastamız hiçbir acıyı hissetmiyor. Parmakları kesilse, bacakları kırılsa, kolları yansa, kafası yarılsa, kaşı açılsa… Vız gelip tırıs gidiyor! Murat Menteş, Dublörün Dilemması](http://25.media.tumblr.com/tumblr_m1a4iyNEfO1qc91sao1_400.jpg)
